Kötü Ruhun Kitaplığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kötü Ruhun Kitaplığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2010 Perşembe

Kötü Ruhun Kitaplığı II: Tam Ekran


"1960 ve 70'li yıllara özgü 'bilinç alanının serbest bırakılması' gibi esenlikçi bir ideolojiye kapılmadan, yavan bir biçimde düşünmek gerekirse, bütün bunların, bazı toplumlarda nesnel alıklaştırma karşısında hayatın oluşturabileceği kaçamak bir yol olduğu, toplum ve tür için uzun vadede daha ciddi bir tehlike olan evrensel standartlaştırma, rasyonelleştirme ve programlama karşısında bir topluluğa özgü bir hata refleksi olduğu düşünülebilir. İnsanın kendinisini deliliğe karşı nevrozla etkilice korunduğu biliniyor, aynı şekilde, mutlak kötüşüğe karşı, iyilikle değil de, göreceli kötülükle savunma yapılır. Kilise de, kendisinin dinlse sapkınlıklarına (kendi bakış açısının) kaçınılmaz yanılgıları olarak, uğursuz tohumları olarak (ama yine de tohum olarak) aynı şekilde karşı koyabilmiştir, hiç dinsel sapkınlığa yol açmayan ya da her sapkınlığı tasfiye eden bir Kilise, yavaş yavaş çöker."

Tam Ekran, Jean Baudrillard, YKY.

8 Temmuz 2010 Perşembe

Kötü Ruhun Kitaplığı I: Mezarlarınıza Tüküreceğim


Bir kitabın adı bu kadar mı kışkırtıcı olur? Mezarlarınıza Tüküreceğim, böyle. İlk kurşunu adıyla sıkan bir kitap. Boris Vian’ın, ilk kez 1946’da, Vernon Sullivan takma adıyla yayınladı bu kitabı ve Mezarlarınıza Tüküreceğim, üç yıl sonra ahlaki gerekçelerle yasaklandı.

Mezarlarınıza Tüküreceğim, müthiş sanatsal bir kitap değil. Hatta olay örgüsünden başka, bazı politik göndermeler dışında çok büyük bir zihinsel çabaya da dayanmıyor. Beyaz gibi görünen bir zenci olan Clem, çok yakışıklıdır ve ırkının bütün aşağılanmışlığını beyaz kadınlarla yatarak alma yoluna gider. Sonunda bu yol, onu bir cinayete ve polisten kaçmaya kadar götürür. Mezarlarınıza Tüküreceğim, polisiye unsurların ağır bastığı, “hafif” bir roman. Tabii bu kitap, sırf ırkçılık eleştirisi olarak algınabilir, ancak devrin ahlakçılığına karşı erotizmden hiç çekinmeden yararlanması, bunun sonuna kadar üstüne gitmesi de Vian için söylenecek olumlu birkaç cümlenin nedenidir.

Ancak tıpkı Beat kuşağı gibi, Boris de kelimelerle caz yapmanın derdinde. Bu roman, Vian’ın öteki ünlü romanları gibi, örneğin bir Pekin’de Sonbahar ya da Yüreksöken gibi hayali mekânlarda geçmiyor. Roman, dünyevi gerçekçiliğe çok yakın. Bu yüzden de verilmek istenen mesajlar çok açık veriliyor.

Ayrıca bu roman filme de alınmıştır. Vian, bu filmin galasında kaybeder hayatını.